Milletin çekindiği etkinlik aktivitesi. Halbuki en eğlencelisi! Anlata anlata dilimde tüy bitti, biraz da burada anlatayım Roleplay nedir. 

Selamlar! Sensee ben. Kostüm hikayeleri bloguna sahip, bu işin mutfağındaki biriyim. Eğitim vermeyi seven bir blogger ım yani 🙃 Bu Konu Burada’da hobimden yazılar yazacağım.

Roleplay (Rol oyunu), Cosplay in bel kemiğidir. Giydiğiniz kostümün karakterine bürünmek demektir. Mimikler, ses, pozlar, yemeniz içmeniz her şeyi düşünmelisiniz. İnsanlarla iletişiminizi gün boyunca katıldığınız toplaşmada Jack Sparrow gibi yaptığınızı hayal eder misiniz? Kesinlikle size sosyal iletişim becerileri, ifade kabiliyeti gibi alanlarda hayat boyu puan kazandıracak bir oyundur.

Şimdilerde gruplarda en çok karşılaşılan şikayet kimsenin rolünü umursamadan karizma takılıp köşede dikilmesi, şaka kaldırmak bir yana yeni kişiler ile tanışmak kesinlikle istemeden çok meşgul ve önemli işler peşinde görünmeye çalışıp sadece tanıdıkları ile akşama kadar küfürlü çöp sohbet etmeyi eğlence sanmaları… Hele sahne gösterisi konusuna hiç girmeyim, defile sanan var bu olayı… YouTube da var videolar meraklısı açsın baksın, jüriler resmen çevresinde bir tür dönmesi için yalvarıyor cosplayer a… E o kostüme harcadığın yüzlerce liraya yazık be kardeşim!

Ne yapmak lazım? Yaşayın ve yaşatın efendim! 2 dakikalık müziğinizi bir fon resmi ile video hazırlayın, rejiye verin. Sahnede elinizden geleni yapın! Karakterinizin güçlü yanları yanında komik, üzgün, kızgın, yalnız veya neşeli hallerini yansıtın. İnsanlara bir öykü anlatın. Bunu hareketler ve mimikler ile yapın. Etkinlik alanında da bütün gün öyle takılın.

Ben yapıyorum 😀 Etkinlik alanında komik, danslı, korkunçlu, oyunlu rol yaptığım karakterleri seçiyorum. İnsanlarla (özellikle hiç bilmeyenlerle) etkileşim kurmak çok eğlenceli 😊 Mesela, Dagomba kostümüm ile (belime astığım soundbomb dan gelen kopmalık şarkılar eşliğinde) bütün alanı defalarca turladım, herkesi dans ettirdim, Halicon’15, İzmirCon’17. Tweety’nin sahibesi büyükannenin gençlik halini İstanbul Kahve Festivali’nde elimde boş kafes ile yapıp katılımcılara “Buralarda küçük sarı bir kuş gördünüz mü acaba?” diye dolanmıştım. Ortam kaldırmıştı, hani konuya çok yabancı sanat sever güzel insanlar vardı. Bu soruya ciddi karşılık vermek, hatta kostümün döneminin dili ile kibar bir şekilde beni kahve içmeye davet edenler bile oldu.

Fakat şikayetlere katılıyorum. Bizim alt kültür çıkışlı convention larda bir kasma ve kasılma söz konusu, gereksiz bir popişlik sevdası yüzünden bu hale geldik. Çocuklara zamanın kıymetli olduğunu, eğlenmek için oyunlara katılmayı veya bir video çekmeyi teklif ettiğimde çekiniyorlar. Dışarı çıkıp sigara içmek, Burger King e gidip iğrenç yemekleri yer bildirimi ve fotoğraf için yemek, yapamayacağını söylemek (ama yüzünden anlıyorsunuz esas düşüncesini, atıyorum bir ninja kostümü giymiş, bakıyor popiş abiler kasılıyor, soğuk ve umursamaz takılıyor, o da öyle yapmanın karizmatik olduğunu sanıp her şeyden çekiniyor. Halbuki ninjalar çevik, hızlı ve aktiftir!) gibi gibi haller. Yeni kişiler ile tanışmaya çağırıyorum sadece popüler bir arkadaş grubu edinmek gerektiğini kafaya takmış reddediyor gelmiyor katılmıyor… Bunlar bozuk yetiştirilen televizyon çocuklarımızın son halleri 😫 Valla ben elimden geldiğince hayatlara dokunmaya çalışıyorum ama bu büyük zırh eşittir ödül ve karizma / Çok takipçi eşittir güç ve para kafası değişmedikçe iletişimin artması zor…

Lütfen siz deneyecekseniz karakterinize tamamen bürünün! Bana hiç dış görünüş demeyin fena haşlarım! Yazının hiçbir yerinde bahsetmemem bunun gerçekten konu ile alakasız olmasından.  İnsanlarla gerçek sanatı kaygı taşımadan paylaşın. Yurt dışındaki özendiğimiz videolara bir gün ulaşmak dileklerimle.. Sevgiyle.

Nilüfer Karaata

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here